2025 yılı Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü, bu yıl Aytekin Karaçoban’ın oldu. Ödül töreni 6 Ekim Pazartesi günü, Ankara’da Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde gerçekleşti. Karaçoban ödülünü Ceyhun Atuf Kansu’nun kızı Prof. Dr. Bahar Gökler’den aldı ve aşağıdaki konuşmayı yaptı:
“Kansu ailesinin değerli üyeleri, seçici kurul üyeleri, sevgilikonuklar, çağdaş şiirimizin önemli kilometre taşlarından biri olan, dünyanın bütün çiçeklerini kucaklayacak ölçüde geniş yürekli, bunca kötülük, açgözlülük, sömürü, yağmayla insanın yaşamını daraltanlara karşı, cumhuriyet değerlerini yücelttiğişiirlerle insan yanımıza seslenen, insan olarak kalmamıza kılavuzluk eden bir şairin adının, Ceyhun Atuf Kansu’nun adının yanına adımın yazılması benim için büyük bir onur vekıvanç kaynağıdır. Onun adını, şiirlerinin güncelliğini korumak, yaşatmak için bu ödüle bir süreklilik kazandıran Kansu ailesine, kitabımı oybirliğiyle ödüle uygun gören seçici kurul üyelerine çok teşekkür ediyorum.
Değerli konuklar, şiir etkinliklerinde, dünya şiir gününde ya da bu tür ödül törenlerinde şiirin ne olduğu ya da olmadığı üzerine tanımlar yapılır genellikle. Şairler kendilerinden önce yapılan binlerce tanıma bir ya da birkaç tanım daha eklerler. Aslında bu tanımların hepsi doğrudur, ne ki hiçbiri yeterli değildir. Şiirin büyülü güzelliği de bu kesin tanımlamaya sığmaz oluşunda yatmaktadır. Onun için burada bu tanımlara birini daha ekleyecek değilim. Yalnızca şu anda şiir çizgimin, izlediğim yolun vardığı yere ilişkin bir iki noktaya değinmek istiyorum. Bunu eğitim gördüğüm şiir okulunun değerli bir öğretmeni olarak Ceyhun Atuf Kansu da duysun diye yapacağım. Şiirin bilinen anlamda bir okulu olmadığı herkes tarafından benimsenen bir gerçeklik olsa da her şairin eğitim gördüğü, şiirsel bilgi ve deneyim biriktirdiği sanal, kurmaca, kişisel bir okul vardır. Bu okul kendinden önceki yazılan şiirlerin, şairlerin, yazınsal akımların okuludur. Kimse bu okulda okumaya sizi zorlamaz. Kişisel ilginizin ve isteğinizinitkisiyle ya da birilerinin sizde yarattığı özendirmeyle bu okula yönelirsiniz. İstediğiniz dersi alır, istemediğinizi bırakırsınız. İstediğiniz şairi okur, istemediğinizi okumazsınız. Bu okuldan bir diploma alıp çıkmak yoktur. Bu okuldan ya eğitiminize kendi isteğinizle son vererek çıkarsınız (ki bu da şiire son verdiğiniz anlamını taşır) ya da ölüm sizi çıkartır. Kısacası özgür bir eğitim sürecinde, özgür bir etkileşim içinde tümüyle özgür bir öğrencinizdir. Şiir yaratısının kuramsal yanına ilişkin araştırmalar, incelemeler de (benim yıllardır yaptığım gibi bu konuda çeviriler de) aldığınız eğitimin bir parçasıdır. Bu süreçte şiirler yazar, kitaplar yayımlarsınız. Verilen ciddi ödüller de eğitim düzeyinizin sağlamasını yapmanızı sağlar. İşte yapıtıma verilen Ceyhun Atuf Kansu Ödülü de benim için bu anlamı taşımaktadır. Bundan böyle bana da bu ödülün verdiği sorumluluğu yerine getirerek şiirimi daha ileriye götürmek kalmaktadır. Şiir ve gerçeklik ilişkisi daha yirmi yaşında ilk şiirimin yayımlanmasıyla yazın dünyasına adım attığımdan, hatta ondan öncesinden beri kafamı kurcalayan bir ilişkiydi. Benimki yeni bir şey değildi elbette çünkü bu ilişki yüzyıllardır şairlerin ve felsefecilerin kafalarınıkurcalamaktadır. Bu ilişki dönemden döneme, ülkeden ülkeye, bir uygarlıktan ötekine, kültürden kültüre, hatta kişiden kişiyedeğişmiş, üzerine bir yığın kitap yazılmıştır, kuşkusuzgelecekte de yazılacaktır. Son yıllara dek günümüz dünyasındaki bu ilişkinin biçimi, çizgileri, özü kafamda tam bir belirginliğe kavuşmamıştı. Dolayısıyla bu belirsizlik benihep gerçekçilik akımlarını yakından incelemeye itmiştir. Tek başına kaba gerçekçilik, toplumcu gerçekçilik, üstgerçekçilikya da büyülü gerçekçilik akımı yöntemleriyle yazınsal bakışında yeterli olmadığını gördüm. Elbette şimdi bu dört akım üzerine uzun uzadıya söylevler çekecek değilim. Bunun ne zamanı ne de yeridir. Şurası kesin ki bu dört akımın yöntemlerinin bir harmanlamasıyla dış dünyanın yanısıra iç dünyama, yaşama, insana nasıl bakarım, bütün bunların yanında düşün payı nedir sorusu ödül verilen Yarattığım Gerçekliğin Yalancısıyım kitabımı yazma sürecinde kafamdan hiç çıkmadı. Onun için dizeler arasında bu dört akımdan öğeler, bakış biçimleri bulmak şaşırtıcı olmayacaktır. Bunu ne ölçüde başardığımı bilmesem de Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü’nün bu yapıtıma verilmesi benim için bu başarının onaylanması olarak önemli bir ölçüttür. Bundan sonrasıokurun ve eleştirmenlerin değerlendirmesine kalmaktadır. Şiirde ulaştığım çizgi ya da nokta gelecekte nereye doğru evrilir, onu da zaman gösterecek artık. Hepinize bir kez daha teşekkür ediyorum. Sağlıcakla kalın.”
