Kulis cadısı Meriç Bardakçı, genç kuşak Clown Sanatçılarımızdan; Murat Anıl Soykök ile söyleşti…
Kulis Cadıları

Kulis cadısı Meriç Bardakçı, genç kuşak Clown Sanatçılarımızdan; Murat Anıl Soykök ile söyleşti…

Meriç Bardakçı: Oyuncu, Eğitmen ve Clown Sanatçısı olduğunuzu biliyoruz. Murat Anıl Soykök’ü bilmeyenler için bize, kısaca kendinizden bahseder misiniz?

 

Murat Anıl Soykök: Merhaba! Elbette. Yirmi iki yıllık sanat yolculuğumda son on beş yıldır profesyonel olarak sahne ve kamera platformlarında oyunculuk yapmaktayım.

 

Hikâyem, Ankara Sanat Tiyatrosu’nda başladı. Devlet tiyatroları ve özel tiyatrolar derken, Eric Morris oyunculuk teknikleriyle tanıştım ve oyunculuğun derin dünyasına adım attım.

 

Farklı oyunculuk yaklaşımlarına olan ilgim, bu dönemde başladı. 2012 yılında komedi ve clown teknikleri üzerine çalışmalara başladım. O dönemden sonra yurt dışında bu alanda çalışmalara katıldım.

 

2014 yılında İstanbul’a taşındım ve clown çalışmalarımı sahne dışına da taşıyarak, İstanbul’da bu konuda atölyeler vermeye yoğunlaştım. Yurtdışında farklı sanat disiplinleriyle bu konuda keyifli işler yaptık.

 

Son yıllarda sivil toplum adına bu alanda çalışmalar yapıyorum. Bunun yanı sıra televizyon ve sahne çalışmalarım devam ediyor.

 

Clown Teknikleri veya disiplini nedir? Bize, biraz bahseder misiniz?

 

Clown (palyaço) kelimesi, köken olarak İngilizce “clod” veya “cloyne” kelimelerinden gelir ve kaba saba, saf ya da beceriksiz kişiyi tanımlamak için kullanılırdı.

Ancak clown’un sanatsal figür olarak kökeni çok daha eskiye dayanmakta.

 

Antik Yunan’da ve Roma’da, sokak gösterilerinde, şenliklerde komik karakterler izleyiciyi eğlendirmek için sahne alırdı. Benzer figürler, Mısır’dan Çin’e kadar farklı kültürlerde yer alır. Orta Çağ’da saraylarda soytarılar hem hükümdarları eğlendirir hem de mizah yoluyla eleştirilerde bulunurdu.

 

Clown’un sahnede evrilen rolü, 16. yüzyılda İtalyan commedia dell’arte ile profesyonelleşti.

 

Anadolu’da da clown benzeri figürlerin izini bulmak zor değil. Eski Anadolu’da şenliklerde ve törenlerde, halkı güldüren, mizah yoluyla toplumsal olayları eleştiren figürler vardı. Hacivat ve Karagöz, gölge oyunları bu geleneğin bir parçasıdır. Anadolu’nun köy seyirlik oyunlarında da bu mizahi anlayış vardır; komik, sakar karakterler toplumun eleştirisini mizahla birleştirir.

 

Günümüzde clown disiplini, abartılı jestler, mimikler ve fiziksel komedi üzerine kuruludur. Clown’lar beden diliyle duygularını yoğun bir şekilde ifade eder ve izleyiciyle doğrudan bir bağ kurarlar. Clown disiplini sadece güldürmekle kalmaz, aynı zamanda insanın kırılgan yanlarını da ortaya koyar.

 

Anın derinliğini yakalayabilen bir oyuncu, izleyiciyi sadece güldürmekle kalmaz, onun ruhuna dokunur. Clown sanatı da bu noktada devreye girer: Clown, anın içindeki en saf haliyle insanı ortaya çıkarır. Bir an içinde gülüp geçilen, ama aslında insanın derinliklerini yansıtan bir aynadır bu.

 

Günümüzde; Tiyatro, Sinema ve Televizyon’da Clown disiplini, sizce ne kadar etkili?

 

Aslında, günümüz sanat anlayışında, özellikle sinema ve televizyonda clown disiplininin etkilerini çok net görebilmekteyiz.

 

Clown sadece abartılı jestler ve mimiklerle sınırlı kalmaz!

 

Anı yakalama ve o andan bir hikâye çıkarma becerisi modern oyunculukta büyük bir yer tutar. Clown, doğaçlamaya dayalıdır ve sahnede veya kameranın önünde ne olursa olsun, o anı en etkili şekilde değerlendirir.

 

Sinema ve televizyon yapımlarında bu doğaçlama yeteneği, sahneleri daha gerçekçi ve etkileyici kılmakta. Bugün izlediğimiz birçok komedi ve dramda, clown disiplini kendini gösterir.

 

Clown sadece güldürmekle kalmaz, karakterlerin içsel dünyalarını ve duygusal derinliklerini de seyirciye aktarır.

 

Jim Carrey ve Robin Williams gibi oyuncular, clown disiplininin modern sanatla birleşmiş en iyi örneklerindendir.

 

Clown performansçısı olarak bu konudaki çalışmalarınız neler?

 

Clown, benim için Anadolu’nun köklü bir geleneği olan meddahı anımsatır. Meddahlar, sahneye tek başlarına çıkarak izleyicilere hikâyeler anlatan ve doğaçlama yeteneğiyle anın ruhunu yakalayan sanatçılardı.

 

Tıpkı clown gibi, meddahlar da izleyiciyle sahici bir bağ kurarak hem güldürür hem de düşündürürlerdi.

 

Meddah, sadece hikâye anlatmaz, aynı zamanda karakterlere bürünerek insanları farklı dünyalara taşırdı. Meddah, clown disipliniyle benzerlik gösteren bir gelenektir.

 

On beş yılı aşkın süredir Türkiye’de ve yurtdışında hastanelerde ve farklı mekânlarda clown performansları sergiledim.

 

Ayrıca on bir farklı ülkede katıldığım atölyeler sayesinde bu sanatı daha geniş bir perspektiften ele almayı öğrendim.

 

Türkiye’de profesyonel oyunculara yönelik atölyeler düzenleyerek clown’un doğaçlama gücünü ve anlık yaratım yeteneğini aktarmaya çalışıyorum.

 

Türkiye’de clown sanatı üzerine yapılan çalışmalar gelişim aşamasında. Ancak bu disiplin, Anadolu topraklarına yabancı değil.

 

Meddah geleneği, clown sanatının temel unsurlarını taşır. Meddahlar doğaçlamaya dayalı olarak izleyiciyle doğrudan bağ kuran, güldürürken düşündüren hikâye anlatıcılarıdır. Clown ve meddah arasında güçlü benzerlikler bulunur.

 

Türkiye’de bu disiplinin tam anlamıyla eğitim alanına taşınması için daha fazla farkındalık ve çalışma gerekiyor. Ancak büyük şehirlerde bağımsız atölyeler ve tiyatro toplulukları aracılığıyla “clown sanatı” öğretiliyor.

 

Özellikle çocuk hastanelerinde, “medikal clownlar” bu sanatı uygulayarak moral kaynağı olarak kullanıyorlar.

 

Meddah kültürü ile clown arasında kurulacak köprü, Türkiye’de bu disiplinin daha hızlı gelişmesine katkı sağlayacaktır.

 

Önümüzdeki yıllarda, özellikle dijital çağda, bu disiplini nerede görüyorsunuz?

 

Dijital çağ, clown disiplini için yeni fırsatlar yaratıyor.

 

Sosyal medya ve dijital platformlar, clown sanatının daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlıyor. TikTok, YouTube ve Instagram gibi platformlar, clown’un kısa ve etkili videolarla doğrudan izleyiciyle bağ kurmasına olanak tanıyor.

 

Clown’un doğaçlama ve anı yakalama yeteneği, dijital dünyanın hızına ve dinamiklerine uyum sağlıyor.

 

Sanal gerçeklik (VR) ve artırılmış gerçeklik (AR) teknolojilerinin gelişmesiyle izleyiciler performansların aktif bir parçası haline geliyor. Clown’un beden dili ve doğrudan izleyiciyle kurduğu ilişki, dijital dünyada daha da güçleniyor.

 

Dijital çağda clown sanatı, yeni bir ifade biçimi kazanırken geleneksel anlamını koruyacak ve daha geniş kitlelere hitap edecektir.

 

Son olarak söylemek istediğim şu: Hayat, sadece bir anlar toplamıdır. Ve biz insanlar, çoğunlukla geçmişin yükü ya da geleceğin endişesi arasında kaybolurken, en önemli olanı, yani şu anı kaçırırız.

 

Oysa, insan olmanın en derin anlamı, anı yakalamakta gizlidir. Gerçek farkındalık, yalnızca bu anı tam anlamıyla kucakladığımızda doğar.

 

Sanat da işte bu anın yakalanmasıdır. Bir sanatçının yaratım sürecinde en önemli an, o içsel özgürlüğü ve yaratıcılığı yaşadığı andır.

 

Sanat, tiyatro, komedi—hepsi insanın kendi kırılganlıklarını ve gücünü anlamasını sağlar.

 

O an içinde, insan sadece kendisiyle değil, dünya ile, başkalarıyla ve yaşamın tüm anlamıyla bütünleşir.

 

An, bizleri güldüren, düşündüren, öğreten ve yeniden insan kılan en büyük öğretmendir.

 

Karnaval Dergi olarak, bizimle iletişime geçtiğiniz için teşekkür ederiz. Sanat hayatınızda başarılar dileriz.