Çoğu zaman annelerin birer ahtapot olduğunu düşünüyorum. Öyle ki sabah daha gözünü açar açmaz o gün için yapılması gereken her şey zihninde tıkır tıkır işlemeye başlamıştır bile. Çok kollu olmasak da yetişmek zorunda olduğumuz bir ton şeyle mücadele ediyoruz. Sahi sakince durabilmek nasıl bir şeydi?
Bu sabah, o sabah değil mesela. Hiç sakin değilim, üstelik halledilmesi gereken bir sürü iş beni bekliyor. Yataktan kalkarken vücudum beni çekiştiriyor ama galip geliyorum. Biraz kendimle baş başa kalıp yapılacakları listelemem gerekiyor. Eğer bunu yapmazsam her işin ucu birbirine dolanıyor ve koca bir düğüm karşıma geçip beni izliyor. Sonra başlıyorum kendimle konuşmaya, “İlk şunu bitireyim, yok önce bu aklımdan çıksın, dur dur asıl önemli olan bu Hazal!” derkennn başlamadan bir yorgunluk çöküveriyor. Çöktüğü gibi de kendime fırsat vermeden ahtapota dönüşüyorum.
Dün akşam oğlumla bir kitap seçtik ve okumaya başladım. Kitap, Eksik Parça Çocuk tarafından yayımlanan, Helena Kraljic’in yazdığı, Maja Lubi’nin resimlediği, çevirisini Şafak Kılıç’ın yaptığı “VAKTİN VAR MI?” adında bir kitap. Hikaye aslında hepimize hitap ediyor. Ayıcık Tim, arkadaşlarına bir süre birbirlerini göremeyeceklerini söylemek istiyor ama arkadaşları günlük işlerine o kadar dalmışlar ki ona bir dakika, bir saniye, yüzde bir saniye bile ayıramıyorlar. Ama kibar ayıcık Tim sadece kış uykusuna yatmadan önce onlara hoşça kalın demek istiyor… Geri döndüğünde ise ona vakit ayırmadıkları için arkadaşlarından intikam almıyor; aksine yanlış anlaşılma olmaması için onları konuşmaya davet ediyor. “Herkes birbirine küsmesin diye daha çok konuşup iletişim kurmalıyız.” diyor ayıcık Tim.

