“Zamanı Yazmak: Anneliğin Sessiz Edebiyatı”
Çocuk Edebiyatı

“Zamanı Yazmak: Anneliğin Sessiz Edebiyatı”

Hazal Özhan

Çoğu zaman annelerin birer ahtapot olduğunu düşünüyorum. Öyle ki sabah daha gözünü açar açmaz o gün için yapılması gereken her şey zihninde tıkır tıkır işlemeye başlamıştır bile. Çok kollu olmasak da yetişmek zorunda olduğumuz bir ton şeyle mücadele ediyoruz. Sahi sakince durabilmek nasıl bir şeydi?

 

Bu sabah, o sabah değil mesela. Hiç sakin değilim, üstelik halledilmesi gereken bir sürü iş beni bekliyor. Yataktan kalkarken vücudum beni çekiştiriyor ama galip geliyorum. Biraz kendimle baş başa kalıp yapılacakları listelemem gerekiyor. Eğer bunu yapmazsam her işin ucu birbirine dolanıyor ve koca bir düğüm karşıma geçip beni izliyor. Sonra başlıyorum kendimle konuşmaya, “İlk şunu bitireyim, yok önce bu aklımdan çıksın, dur dur asıl önemli olan bu Hazal!” derkennn başlamadan bir yorgunluk çöküveriyor. Çöktüğü gibi de kendime fırsat vermeden ahtapota dönüşüyorum.

 

Dün akşam oğlumla bir kitap seçtik ve okumaya başladım. Kitap, Eksik Parça Çocuk tarafından yayımlanan, Helena Kraljic’in yazdığı, Maja Lubi’nin resimlediği, çevirisini Şafak Kılıç’ın yaptığı “VAKTİN VAR MI?” adında bir kitap. Hikaye aslında hepimize hitap ediyor. Ayıcık Tim, arkadaşlarına bir süre birbirlerini göremeyeceklerini söylemek istiyor ama arkadaşları günlük işlerine o kadar dalmışlar ki ona bir dakika, bir saniye, yüzde bir saniye bile ayıramıyorlar. Ama kibar ayıcık Tim sadece kış uykusuna yatmadan önce onlara hoşça kalın demek istiyor… Geri döndüğünde ise ona vakit ayırmadıkları için arkadaşlarından intikam almıyor; aksine yanlış anlaşılma olmaması için onları konuşmaya davet ediyor. “Herkes birbirine küsmesin diye daha çok konuşup iletişim kurmalıyız.” diyor ayıcık Tim.

 

Düşününce sevdiklerimizden gelen “Yürüyüşe çıkalım mı?” , “Bana uykudan önce hikayeler okur musun?” , “Bana yardım eder misin?” , “Oyun oynayalım mı?” gibi cümlelere yanıtımız “Vaktim Yok!” oluyor değil mi? Bu karşımızdaki için hem küçümseyici hem kaba hem de kırıcı olabiliyor. Aslında belki de sadece yorgunluk, stres, sabırsızlık, uykusuzluk yüzünden bu yanıtı veriyoruz. Modern dünyanın bu aceleci hali hepimizi derinden etkiliyor. Her şey hızla gelip geçiyor ve biz sadece ardından baka kalıyoruz. Gerçekten bizim için çok önemli olan şeyler de dahil! İşte Helena Kraljic’in anlattığı şey tam da bu.

 

“Vaktim yok” diyen anneler genellikle, iş hayatı, çocuk bakımı, ev işleri ve diğer sorumluluklar arasında sıkışmış hissederler. Annelerin hasta olmaya bile vakti yoktur, kendilerine zaman ayırmaları ve hem fiziksel hem de zihinsel sağlıklarını korumaları, aile dinamikleri için hayati öneme sahiptir. Başlama ve bitiş saati olmayan bir iş düşünün. Görevler sürekli kendini yineliyor. Kimse yapılan işi takdir etmiyor, üstelik hep daha da fazlası talep ediliyor.  Bu pozisyondan istifa etmek gibi bir fırsat da yok! Tanıdık geldi mi? Bu yoğun duyguları biriyle paylaşmak istediğinde de “Ben iyi bir anne değilim”, “Benimle ilgili ne düşünürler?”, “Bunu yaşayan tek kişi benim!” diyen iç ses anneyi sabote ediyor. İşte tam da bu nedenle bu yazıyı okuyanlar, eğer bir anneyseniz, destek isteyin, anlatın, kendinizi ifade edin, hareket edin, müzik dinleyin, kendinize zaman ayırın, size iyi gelen ne varsa yapın.  Eğer etrafınızda bir anne varsa “Nasılsın? Sana nasıl yardımcı olabilirim?” diye sormayı deneyin. Çünkü; bir anneyi en iyi başka bir anne anlar!