BAĞCIK
beni sahaya döndür
söz kuyularında ayır yerimi
gemiler kayaya bindiriyor
akıl sağlığımı onaylayacak doktor bul
limana bağlayalım halatta kalan köpükleri
zamanı dolmuştu deme uyandır
dere yatağında ev yapmıştım
kapı pencere üzerinde adresi
uykuda gülme kendine
elli yılda bir yıkılır bu serüven
sonsuza dek kurtulacaktım bu seferinde
korkaklar taş gibidir dedim gitmedim
uçurumun kıyısında zor olur bu iş dedim
zincirlerini ne için kullanır insan
ben kurnaz oyunlarla ölümü çalımladım
saklansana dedim bana her sobe deyişinde
bir durak sonra inebilirsin, bu bir telkin
başka ülkelerde inmek istedim kendime
gönüllü olarak hem de uyarıcı kelimelerle
terimi soğuttum, deve dikeni yaprakları yarar bu işe
beni zorla çalıştıranlar pişman oldu sonunda
yevmiyemi kestiler, mesailerim ödenmedi
beni yavaşlattılar gün içinde
hayatın dışına çıkamıyorum şimdi
hızımı kesmedim, bağcıklarımı gevşettiler
bağım çözüldü, çorapsız bıraktılar
yalınayak kaldım buz üstünde, konçlarım ayrı renkli
anlamlar dünyasındayım, beni sahaya indir
urganlarla çek telli defterleri
balmumu heykel müzesinde bir yer aç
kaldırdım ellerimi, teslim oldum
gezi kitaplarından ayırttığın yere
bizi dinleyecek kimse kalmadı
söz veriyorum defterde kaydettiğin giriş sayfasına
imzamı atıp ekleyeceğim kendimi