Tutsaklığımızın Bekçiliğini Yapan Kerberos’tan Nasıl Kurtulabiliriz?
Kitap İncelemeleri

Tutsaklığımızın Bekçiliğini Yapan Kerberos’tan Nasıl Kurtulabiliriz?

Gülser Kut Arat

Değerli yazar Bayram Sarı’nın iki öykü ve bir deneme kitabından sonra yazdığı KERBEROS ismini taşıyan yeni öykü kitabı raflarda yerini aldı.

 

Öncelikle kitabın adının çok ilgi çekici olduğunu belirtmeliyim. Mitolojiden gelen bu adı açmak isterim. Kerberos ne demektir?

 

Kerberos özellikle kapıların, eşiklerin ve sınırların bekçisi olmanın arketipi olmuştur. Orta çağdan günümüze kurgu yapıtlarda sıkça bu özelliğiyle yer almıştır. Dante- İlahi Komedya’ sında ve J.K.Rowling- Joanne Kathleen Rowling de Harry ve Felsefe Taşı adlı kitabında geçen bu kavram, günümüzde güvenlik ve savaş alanında da kullanılmaktadır. Millî İstihbarat Teşkilatı kısaca MİT tarafından geliştirilen Kerberos protokolü gibi.

 

Eski Yunanca, Latince, Cerberus Yunan mitolojisinde yeraltının kapısında bekçilik yapan üç başlı bir köpeğe verilen isim. Kuyruğu bir yılan olan ve sırtında sayısız yılanbaşı ısırıkları bulunan aynı zamanda zehirli olan bu köpek Herakles’in 12 görevi arasında yer alır. (Hesiodos’a göre 50, Horatius’a göre 100 başı vardı). Dev zincirlerle bağlı olan bu köpeğin görevi yeraltına giren ölülerin tekrar yeryüzüne çıkmalarını önlemektir. Sadece 5 kere yenilmiştir.

 

  • Son görevi Kerberos’u yakalamak olan Herakles tarafından yakalanarak,
  • Müzik yeteneğini kullanan Orpheus tarafından uyutularak,
  • Lethe ırmağındaki su yardımıyla Hermes tarafından uyutularak,
  • Roma mitolojisinde; ilaçlı keklerle Aineias tarafından uyutularak,
  • Yine bir Roma masalında, ilaçlı keklerle Psykhe tarafından uyutularak.

Kitabın adına dair bu bilgilerden sonra içeriğine değinelim. Kitap, on iki öyküden oluşuyor. Kerberos kitaba ismini veren yedinci öykü olarak kitaptaki yerini alıyor. Bir mülteci öyküsü diyebiliriz bu öyküye. Yazar metinde Kerberos’u bir metafor olarak kullanıyor. Sınıra iyice yaklaşmış olan mülteci dişlerini ona gösteren Kerberos’la karşılaşır. Kerberos siyasi erki, devleti temsil etmektedir. Yakalanması an meselesidir. Hiç beklemediğimiz bir anda geri çekilir, gözden kaybolur. Bu öyküde Yunan mitolojisinde ele alınan 5 yenilme hikayesine bir yenisini ekleyebiliriz.

 

LA CUMPARSİTA

Kitabın ilk öyküsü, hepimizin bildiği gibi bir düğün marşıdır. Gelin ile damadın birlikteliğini adeta haykıran bir marş olarak niteleyebiliriz. Yazar düğün marşını yine bir metafor olarak kullanıyor. Mezarlıkta bir yoldaşın cenaze töreninde yaşanan polis baskınında sevdiği kadının yaralandığına şahit olan bir devrimcinin öyküsü. Öykünün final sahnesi mahkeme salonunda geçer. Sevdiği kadının yargılanışına tanıklık ederken karakterimiz “ Yargılanan değil, bir düğünün yargılayan gelinisin! Şarkın devam ettikçe güzelleşiyorsun. Sol yumruğun havaya kalkıyor sonra! Sus! Sus ne olur. Sen şarkıyı söyledikçe küçülüyor dünyam. Biliyorum, ikimiz için değil bu La Cumparsita! Şimdi anlıyorum ki asla damadı olamayacağım bir halkın gelinisin sen! “ sözlerini haykırır. ( sayfa-15)

 

FOTOĞRAFLAR

Bir askerin emir komuta zincirinde, bir baskın anında öldürdüğü kadın militanın sevgilisi olduğunu anlamasıyla birlikte- geriye dönüşlerle- fotoğrafların bir aldatmaca olduğuna sığınmamız istenir. Öykü karakterinin beyninde ölümü öldürmeyi reddedişine tanıklık ederiz.

 

TAHAKKUK SERVİSİ

Sabıkalı bir insanın cezası sona erince dışarı çıktığında karşılaştığı tek bir gerçek vardır: Toplum dışına itilmek, görmezlikten gelinmek. Günümüzde toplum olarak bu olaylarla sürekli karşılaşıyoruz. Bireyi yok etmek üstüne kurulu bu sistemde, kendini yeniden var etmeye çalışan bireyin mücadelesine tanıklık ederiz.

 

İKİ REDDEDİŞ, ÖLÜLER MİRAS VE YÜRÜMEK

İki reddediş öyküsünde, devrimci ruhta aşkın hep ikinci planda kalması gerektiğine inanılan bir kurgu yapılmış. Karakterimiz öncelikle yapmamız gereken bir devrim söz konusu, diyor. Önce onu yerine getirmek gerekli, biz bir şekilde sevgimizi yaşarız diye aşkı ertelemeyi birinci görevi olarak görüyor. Nermin ile Asım’ın sevgisi, Behçet Necatigil’in “ Sevgilerde” şiirini bana anımsattı.

 

ÖLÜLER’DE

19 Aralık 2000 tarihinde F tipi cezaevlerine karşı 20 Ekimden beri sürmekte olan ölüm oruçlarını sona erdirmek amacıyla 20 cezaevine birden yapılan operasyona verilen ironik isim. “Hayata Dönüş Operasyonu” nda 2’si asker, 31 kişi ölmüştü.

 

F tipine karşı çıkanların F tipine atılması gibi en acımasız kara mizahçıların dahi zihnini zorlayacak olaylara sebep olmuştur. Bu öykü o günlere bir gönderme yaparak unutmaya her zaman meyilli olan toplumumuza o olayı bir hatırlatma amacını güdüyor.

 

KAYIP ZILGIT

Kürt bir annenin kayıp çocuğunu arayışını anlatan bir öykü olarak karşımıza çıkıyor. Gözaltında kaybolan çocuklarını arayan Cumartesi Annelerini hatırlıyoruz. 27 Mayıs 1995’ten beri, ülkemizde çoğu kaybolan, gözaltında kaybedilen veya öldürülen yakınları için adalet arama amacıyla anneler, sessiz oturma eylemi yapmaya devam ediyorlar. Öykünün bir yerinde yazarımız bu toplantılara ilham olan Arjantin’ deki “Plazo De Mayo” annelerini de isim vermeden belirtiyor. 30 Nisan 1977 tarihinde başlatılan bu eylemi işaret ediyor.

 

Faili meçhul cinayetler, aydınlatılmamış üstü kapalı dosyalar bizim en büyük sorunumuz. Tarihimizde kapanmayacak bir yara olarak yerini almaya devam ediyor. Bu öyküyü okurken aklıma ilk gelen “ Hasan Ocak” olayı oldu. Yine aynı öyküde, pirinç tarlalarına zarar vermek isteyen kuşları yok etmek için uygulanan kuş kırımı var. Kitaptan alıntı (Sayfa-49) ‘‘Bilir misin kuş kırımında yuvaların paramparça savrulduğunu, karaçalıların, yangınlara, tırpanlara vurulduğunu?’’ Devrimci gençlerin de böyle savrulduğunu, yok edilmek istendiğini bize anlatan bir bölüm olarak hafızamızda yerini alıyor. Bu öyküyü “Hasan Ocak’ın annesi “Emine Ocak” a bir selam ya da başka bir ifadeyle kaybolan gençlerimizin için hatırlatma bir diyebiliriz.

 

MÜLTECİ

Ülkemizde ve bütün dünyada kitlesel bir göç çağı yaşıyoruz. Bu yüzyılda bir çığ gibi büyüyen mültecilik yarasına parmak basan bir öykü kaleme almış Bayram Sarı. Kerberoslar olduğu sürece bu hiç bitmeyecek bir olgu gibi görünüyor.

 

MEME

Kadınların korkulu rüyası olan meme kanseri ekseninde bir dargın bir barışık yaşayan evli olmayan bir çifte odaklanıyoruz bu öyküde de.  Altı yıllık mahkumiyeti sona eren adamın, sevgilisinin meme kanseri olduğu gerçeğiyle yüzleşmesini başarılı bir üslupla ele almış yazar. Kahramanımız, bu altı yıllık mahkûmiyet sırasında kadına sadece bir kez mektup yazmıştır. Hapisten çıktığı gün tek bir söz söylemeden, kadını soymadan cinsel ilişkiye zorlar. Adam için o sadece cinsel bir objedir. Kadının tek düşüncesi, gerçeği gördüğü anda adamı terk etmek olacaktır.

 

EDEBİ ORJİ

Bir kadın yazarın yazma, yaratma sürecinde kendisiyle çatışmasını, savaşmasını anlatan farklı bir öyküyle karşılaşıyoruz bu kez. Yazarın edebi eserini yaratırken kendi içinde farklı deneyimler yaşayarak yaratma sürecine nasıl dahil olduğunun anlatıldığı bu öyküde, yazarın tıkanma durumu ile nasıl baş ettiğini de çarpıcı bir şekilde anlatılmış.

 

Çok çalışkan, sürekli üreten bir yazar olan Bayram Sarı’nın Kerberos öykü kitabının uzun soluklu olması dileğimi iletirken yazımı burada noktalamak istiyorum.

 

 

 

KAYNAKÇA

KERBEROS- Bayram Sarı

Edebiyatist Yayınevi-102 Sayfa.