3–8 Ekim 2025’te ilk kez düzenlenecek Bodrum Uluslararası Film Festivali (BIFF), 14 ülkeden 19 filmi Bodrum Kalesi’nden Bitez sahiline uzanan büyülü mekânlarda sinemaseverlerle buluşturacak
3–8 Ekim 2025’te ilk kez düzenlenecek Bodrum Uluslararası Film Festivali (BIFF), 14 ülkeden 19 filmi Bodrum Kalesi’nden Bitez sahiline uzanan büyülü mekânlarda sinemaseverlerle buluşturacak
Bodrum Uluslararası Film Festivali – BIFF 2025 Seçkisi
FİLM DETAYLARI
Filmlerden GÖRSELLERİNE aşağıdaki linkten ulaşılabilir:
https://drive.google.com/drive/folders/1ZTDgXJt06wyq8opqGHloNPBHJLLYYPdb?usp=sharing

Algoritmaya Biat Et / Melik Saraçoğlu, Hakkı Kurtuluş
Adana Altın Koza Film Festivali’ndeki dünya prömiyerinin hemen ardından uluslararası prömiyerini BIFF’te yapan “Algoritma’ya Biat Et”; başarılı çalışmalarıyla tanınan Hakkı Kurtuluş ve Melik Saraçoğlu’nun en yeni filmi. Elimizden akıllı telefonların düşmediği bir dönemde, kurgu ile gerçek arasındaki sınırların ne kadar bulanıklaştığını anlatan “Algoritmaya Biat Et”, dijital çağın sosyal medya ve başarı mitini tersyüz eden ve insanlık tarihine ve günümüze ayna tutan cesur bir toplumsal taşlama.

Atropia / Hailey Gates
Açılışını Sundance Film Festivalinde gerçekleştiren ve Büyük Jüri Ödülü: Drama dalında En İyi Film Ödülü’nü kazanan Atropia, Amerikalı askerlerin Arap ülkelerindeki operasyonlarına hazırlanmaları için yaratılan bir film stüdyosunda geçen yer yer absürt yer yer dokunaklı bir hiciv. Amerikalı oyuncu Hailey Gates’in yönetmen koltuğunda oturduğu ilk uzun metrajlı filminde Alia Shawkat ve Chloe Sevigny dahil ünlü oyuncular rol alıyor.
Beyaz Salyangoz/ Elsa Kremser, Levin Peter
Locarno Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü ve En İyi Performans Leoparı; Saraybosna Film Festivali’nde CICAE – Uluslararası Sanat Sinemaları Konfederasyonu kazanan Beyaz Salyangoz, çarpıcı sinematografisi ve başrol oyuncularının gerçek yaşamından beslenen duygusal ve samimi hikâyesiyle izleyiciyi içine çeken, hipnotik bir etki yaratıyor. Sıra dışı karakterlere sahip olmasına rağmen, kapalı kutu bir ülke olan Belarus’ta gündelik hayata tanıklık etmemizi sağlıyor.
Margo / Alexandros Voulgaris
Dünya prömiyerini, Kristal Küre için yarıştığı Karlovy Vary Film Festivali’nde yapan Margo, Yunanlı yönetmen ve müzisyen Alexandros Voulgaris’in (The Boy) en yeni filmi. Kameranın nadiren durduğu, ses ve müziğin neredeyse hiç susmadığı yapısıyla, müzikal, korku ve deneysel unsurları harmanlayan, psikolojik ve felsefi katmanlı özgün bir anlatı sunuyor.
Olmo/ Fernando Eimbcke
Prömiyerini Berlin Film Festivali Panorama bölümünde yapan Olmo; ilk filminden bu yana Cannes, San Sebastián ve Toronto gibi festivallerde yer bulan, Latin Amerika’nın son dönemdeki en önemli yönetmenlerinden Fernando Eimbcke’nin imzasını taşıyor. Eimbcke, engelli baba ile ergen oğlunun ilişkisine odaklanarak aile, sevgi ve sorumluluk üzerine; gündelik sıkıntıları mizahla harmanlayan, neşe ve umudu kucaklayan, sıcak ama izleyiciyi duygusal olarak yönlendirmeyen, özgün bir büyüme hikâyesi sunuyor.
Uçan Köfteci/ Rezan Yeşilbaş
Ksa metrajlı filmi Sessiz / Be Deng ile 65. Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazanan Rezan Yeşilbaş’ın ilk uzun metrajlı filmi Uçan Köfteci, adı üzerine uçmaya tutkun bir Diyarbakırlı köftecinin paraşüt çalışmalarına odaklanıyor. Kadir’in uçuş tutkusu garipsenir ve şehirdeki politik atmosfer nedeniyle hava sahası güvenliğine tehdit olarak bile görülecek kadar absürt olaylara neden olur. Yaşadığı her şeye rağmen hayalinin peşini bırakmayan Kadir, rengarenk paraşütü ile gökyüzünde salınmaya devam eder.
Vuslat Saraçoğlu’nun kardeşlik ilişkilerini yas, hüzün, isyan ve sevgiyle ele aldığı Bildiğin Gibi Değil ise Bodrum’un ikonik mekanlarından, Gümbet’teki Değirmenler Manzara Tepesine kurulan açıkhava sahnesinde gösterilecek. Burak Gülgen’in Çocuk Yıldızlar başlıklı belgeseli Cinemarine Sinemaları’nda izlenecek. Çocuk yıldızların karşılaştıkları zorlukları bilimsel bir bakış açısıyla ele alan bu belgeselde Parla Şenol, Nilgün Kasapbaşoğlu, Kahraman Kıral, Gülşah Alkoçlar ve Mine Çayıroğlu ile söyleşiler yer alıyor.

Uçan Köfteci/ Rezan Yeşilbaş
Ksa metrajlı filmi Sessiz / Be Deng ile 65. Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazanan Rezan Yeşilbaş’ın ilk uzun metrajlı filmi Uçan Köfteci, adı üzerine uçmaya tutkun bir Diyarbakırlı köftecinin paraşüt çalışmalarına odaklanıyor. Kadir’in uçuş tutkusu garipsenir ve şehirdeki politik atmosfer nedeniyle hava sahası güvenliğine tehdit olarak bile görülecek kadar absürt olaylara neden olur. Yaşadığı her şeye rağmen hayalinin peşini bırakmayan Kadir, rengarenk paraşütü ile gökyüzünde salınmaya devam eder.

Yeşeren Yapraklar / Miwako van Weyenberg
Japon asıllı Belçikalı yönetmenin kendi hayatından esinlenerek nostalji duygusunu aktararak çektiği Yeşeren Yapraklar, bölünmüş bir ailenin yeniden bir araya gelmesinin yarattığı duygusal karmaşaya odaklanan adı gibi yumuşacık bir film. Belçika’da babasıyla yaşayan 11 yaşındaki Yuna, hem babasını komaya sokan kazanın suçluluk duygusuyla hem de boşanma sonrası ülkesi Japonya’ya dönen annesinin küçük üvey kardeşiyle dönüşünün oluşturduğu yeni aile düzeniyle başa çıkmaya çalışır…

Yusufçuk/ Paul Andrew Williams
İki Oscar adayı kadın oyuncunun, Brenda Blethyn ve Andrea Riseborough’nun performanslarıyla dikkat çeken Yusufçuk, New York Tribeca ve Edinborough film festivallerinin ardından Türkiye prömiyerini Bodrum’da yapıyor. Yan komşusu Elsie’nin sözde uzman bakıcıları ve oğlu tarafından ihmal edildiğini fark eden Colleen, ihtiyar kadının bakıcılığını üstlenir. Fakat asıl niyetlerinin sorgulanmasıyla başlayan bir dizi trajik olay, sarsıcı ve yıkıcı bir sonu da beraberinde getirir. Yusufçuk, toplumsal önyargıların yanı sıra yaşlılara ve ötekileştirilenlere yönelik bakım hizmetleri gibi evrensel bir meseleyi cesurca mercek altına alıyor.
Zamanın Renkleri/ Cedric Klapisch
Ünlü Fransız yönetmen Cedric Klapisch’in Cannes Film Festivali’nde yarışma dışı gösterilen filmi resim sanatının dönüştüğü, fotoğraf sanatının geliştiği modernizmin ilk yıllarından bugünün liberal dünyasının maddiyatçılığına uzanan bir öykü anlatıyor. Paris’te 19. yüzyılla 21. yüzyıl arasında gidip gelen bu öyküde beklenmedik bir mirasın bir araya getirdiği, birbirini tanımayan kuzenler ve büyükannelerinin yaşadıklarına tanıklık ediyoruz.

Abla/ Khuong Ngoc
Vietnam’da geçen ama sanki Türkiye’de imişçesine tanıdık gelen bir gelin – görümce rekabetini konu alıyor, Abla. Çok eskimiş olan aile yadigarı evde toplanan kızkardeşlerin aralarındaki kimin sözü geçen ‘aile büyüğü’ kimin ‘el kızı’ olduğu tartışması ve ortaya dökülen aile sırları Gizli bir hastalıkla boğuşan ailenin büyük gelini Nhy, atalardan kalma evlerini kasırga mevsiminden önce tadilat yaptıracağı bahanesiyle dört genç kız kardeşi bir araya getirir. Ne var ki, anma niteliğinde başlayan bu buluşmada sarsıcı sırlar ve yıllarca biriken gerilimler patlak verirken, kardeşler arasındaki hassas bağlar da sınanacaktır.
Chopin, Paris’te Bir Sonat / Michal Kwieciński
Müzik tarihinin en sevilen besteci ve piyanistlerinden Chopin’in hayatının bir bölümünü konu alan Paris’te bir Sonat, izleyiciye müzikal ve görsel bir şölen sunuyor. Polonya’nın önemli yapımcılarından Michał Kwieciński imzası taşıyan film Chopin’in Paris’te yaşarken sağlığının bozulmaya başladığı döneme odaklanıyor. Başrollerini ünlü Fransız oyuncular Victor Meutelet ve Lambert Wilson’ın paylaştığı film Chopin’in müziğinin özünü yakalıyor.

Genç Anneler / Luc Dardenne, Jean-Pierre Dardenne
Günümüz sinemasının en sevilen yönetmelerinden Dardenne Biraderler’in yeni filmi Genç Anneler, 78. Cannes Film Festivali’nde En İyi Senaryo Ödülü kazandı. Liege’de bir anne-çocuk sığınma evinde yolları kesişen ve birbirine tutunan dört genç anne hem kendileri hem de çocukları için daha iyi bir gelecek uğruna mücadele verir. Sosyal gerçekçi sinemanın büyük ustaları, yalınlığı, dürüstlüğü ve içtenliğiyle bir kez daha izleyiciyi derinden etkileyen bir hikaye anlatıyor.
Şanslı Lu / Lloyd Lee Choi
Vittorio de Sica’nın unutulmaz klasiği Bisiklet Hırsızları’na gönderme yapan Şanslı Lu, bir göçmenin New York sokaklarındaki gerilimli hayat kavgasını anlatıyor. Kuryelik yaparak geçimini sağlayan Lu, Çin’den gelecek olan ailesine kavuşmak için saatleri sayarken başına gelenler yüzünden nefes nefese bir mücadeleye girişiyor… Adındaki ironi ve yerli yerinde sistem eleştirisiyle göçmenlerin kabusa dönüşen daha iyi bir hayat umudunu anlatıyor.
Şoförüm ve Ben/ Ahd Kamel
Suudi Arabistan’da ’80’li ve ’90’lı yılların kadınlara yönelik kısıtlamaları altında büyümeyi son derece yumuşak ve eğlenceli bir dille anlatıyor, Şoförüm ve Ben. Yazar ve yönetmen Ahd Kamel’in çocukluk anılarından yola çıkarak yaptığı bu filmin karakteri Salma, ayrıcalıklarla büyüyen bir Suudi ergen. Sudanlı yönetmen Amjad Al Ala’nın 20 Yaşında Ölmek adlı filmiyle tanınan Mustafa Shahata’nın canlandırdığı şoförü Gamar’ın dostlukları, kadınların otomobil kullanmasının yasak olduğu bir dönemde Salma, ille de direksiyona geçmek isteyince zorlu bir sınavdan geçer.
Têtes Brûlées/ Maja-Ajmia Yde Zellama
Maja-Ajmia Yde Zellama’nın yazıp yönettiği Têtes Brulée, Berlin Film Festivali Generation yarışmasında Özel Ödül kazandı. Belçika’da birbirine bağlı bir Afrikalı göçmen toplumu içinde geçiyor. 12 yaşındaki Eya, çok sıkı ve derin bağlar paylaştığı ağabeyi Younes’i aniden kaybetmenin acısıyla baş etmek için yas sürecinde onun yakın arkadaşlarına, inancına ve yeteneklerine tutunur.
@biffbodrum
https://biletinial.com/tr-tr/etkinlikleri/bodrum-uluslararasi-film-festivali