LABİRENT
Şiir

LABİRENT

 

Ben ki, korkunun gölgesinde yürüyen uslanmaz çocuk

Karanlık koridorlarda elimde bir fener

Her kapıyı aralar, her sırrı kurcalarım

Ulaşmak için suretine

Eski bir defterden düşen yaprağa dönüşür çığlıklar

O kaygan taşlarda ve de dipsiz kuyularda

Ayağımı kaydıran da o olur, ufkumu açan da.

Sonra sevgin çarpıp yüzüme uyandırır sonsuz uykudan

O ılık rüzgâra kesersin ömrümün güz mevsiminde

Duvarları yumuşatan da, sarmaşıkları yeşerten de

Sen olursun birdenbire ve ben arınırım tüm korkulardan

Düşünce önüme ayrılığın ihtimali şu sınırlı zaman aralığında

İskender’in kılıcı gibi keser tüm dallarını sarmaşığın

Duvarlara çarpan, kendi yankısıyla sağır eden keskinlik

Kör karanlığa bürür ruhumun kesilen yerlerini

Kuyunun dibinde bir yıldız gören su olur arayış artık

En dipte, bir damla umut

Hem de tuzlu toprakta bir filiz sürecek kadar güçlü

İşte bu yürüyüş, bu soluk, bu arayış

Bu karanlık-aydınlık, bu yapışkan çamur

Bu çelişkiler bütünü,

Budur insan denilen ölümlü

Hâlâ umutla yürüyen ömrünün labirentinde.