SON’A SONE
Şiir

SON’A SONE

 

Zamanın en işlek caddesiydi

Ruhumun ergenleştiği, ruhunun kapandığı

Uzun süren bir kısa zamanda

Sözsüz ve sessizce yeniden buluştuk

Gözlerinde topraklı gerçeği aradım

Güldün, karanlıkta gül açtım

Yapraklarımı erken yağan dikenlerinden topladım

 

Öfkende babanın beş parmak izi

Bir zamanlar aynaya baktığında görürdün

Küçülürdün son kez,

Hep ‘son kez’di kendine bakıp söylediğin

Kabuklanırdın

 

Kabukları kırmayı, cüreti bir duvar gibi aşmayı

Kadın kalbine sakladın

 

Sesimde sana dörtnala heyecanım

Gergin gözlerini okşayan nehir

Bir papatyayı korur gibi tuttum ellerinden

Aynı renkti tenimiz, bedenim seni ben sandı

Sarılmak, kendini her gün yeniden hatırladı

 

Anneliğim gönüllü sarmaldı toyluğuna

Sevgim hırçınlığına yün kabuk

Çocuksuluğum dalgalı adanda uyanan hayal

Sevmek hiç bu kadar kasırgalı olmadı

 

Sen öfke soluyan doğu rüzgârı

Ben acı cümlelerle üşümüş beden

Yutağında özdeyişler biriken yumak

Doymamış ruhun açıp kanattığı yara

Savrulduk aşk sanıp konduğumuz dalda

 

Tatlılığımın yetmediği az şekerli Türk kahvesi,

Dilime vurmayan intikam cümlelerini bastırıyor

Kendimi kalabalık hissetmeliyim

Boş anlarım sensizlik kokuyor

İçimden kendimi çıkarıp

Katılaşmış bir nesne koymalıyım oyuğuma

İkimizi birden taşımak, kanıma ağır geliyor

 

Bunca yük, akıllanmış yanıma büyük ceza

İnsan anlıyor ruhundaki ziftleri, eline bulaştığında

Aynada gözlerini görmediğimde anladım,

Kuşlarım göçmüş, kelebeklerim tek kanat

 

Kim bilir şimdi kimin kalbinden akan yaşla

Şahlanıyor kimliksiz tırnakların

Hangi deriden akıttığı kanda

Çocukluğunun katilini öldürüyor

Geçmişin intikamını alıyor aç kalan yanın