Eksik Paragraf: Murat Özyaşar’dan Kartografik Öyküler
Söyleşi

Eksik Paragraf: Murat Özyaşar’dan Kartografik Öyküler

İlay Bilgili

Yazarların metinleriyle, kendi kitaplarıyla ilişkisini merak ettiğim Eksik Paragraf’ın bu haftaki konuğu sevgili Murat Özyaşar.

 

Murat Özyaşar’ı 2008 Haldun Taner Öykü Ödülü ve 2009 Yunus Nadi Öykü Ödülü sahibi Ayna Çarpması ile 2015’te yayımlanan ve 2016 Uluslararası Balkanika Edebiyat Ödülü’ne layık görülen Sarı Kahkaha adlı öykü kitaplarıyla ağırlıyorum.

 

Yazarın Aslı Gibidir, Diyarbakır Hikâyeleri isimli son kitabı ise 2019 yılında Doğan Kitap etiketiyle okuyucuyla buluşmuştu.

 

Kitaplarınızı yazarken sizi en çok zorlayan öykü hangisiydi ve neden?

Sanırım Sarı Kahkaha kitabımdan Kalan adlı öykü derdim. Bu öyküyü Murathan Mungan’ın “Bir Dersim Hikayesi” seçkisi için yazdım. İlk defa kendiliğinden değil, bir seçki için yazdığım için diğer yazdığım öykülere nazaran farklı biçimde zorlandım. Yazdığım bütün öykülerde zorlandım ama, Kalan’da farklı bir biçimde zorlandığımı söyleyebilirim.

Öykülerinizde sessizliğin, anlatılmayanın ya da boşlukların yeri nedir? Okura bıraktığınız kısım için neler söylemek istersiniz?

Öyküde sessizliğin, anlatılmayanın ve boşlukların özellikle olması taraftarıyırm. Çünkü öykünün okuru çağırdığı ve okurla buluştuğu yerlerin tam da bu kısımlar olduğunu düşünüyorum. Okurun, özellikle iyi öykü okurunun öyküde bile isteye bırakılmış boşlukları yazdığını, yeniden yazdığını ve öyküyü çoğalttığını düşünüyorum.

 

Kitaplarınızın bir yazar olarak size öğrettiği en önemli şey nedir?

Yazdığım yazı, beni de değiştirip dönüştürüyor. Bütün olup bitenler sadece karakterin başından geçmiyor,  çoğu zaman beni de sarsıyor. Aklıma gelenle başıma gelen kimi zaman birbirine karışıyor,  hangisi gerçek bilmiyorum.

 

Yazma ritüeliniz metninizi ne şekilde etkiliyor?

Defter ve kalem kullanıyorum hâlâ. Birkaç defter ve birkaç kalem. Sürekli temize çekiyorum, bir defterden öbür deftere. El yazım ve harflerim güzel olsun istiyorum.

Bir öykü karakterinizle bir gün geçirme şansınız olsaydı, bu hangi karakter olurdu ve o gün neler yapmak isterdiniz?

Sarı Kahkaha kitabımdan “Altıotuzbeş” karakteri olurdu bu. Onunla bir ormanlıkta uzun uzun yürüyüş yapıp hiç konuşmak istemezdim.

 

Hangi öykünüz ipleri kendi eline aldı ve sizin planınızdan saparak bambaşka bir yere evrildi?

Yazdığım öykülerin başını ve sonunu bilmem hiçbir zaman. Yazdığım öykülerin ipi benim elimde değil. Haliyle hepsi.

 

Okurlarınızdan biri kitabınızı kapattıktan sonra yalnızca bir cümle ile sizi hatırlayacak olsa, o cümle ne olsun isterdiniz?

Cümlelerin anlamları yoktur, anlamların cümleleri var. Her anlamın bir cümlesi olmadığı için de hikâyeler var.

 

Sizin için yazmak neyin eksikliğini gideriyor ya da hangi boşluğu dolduruyor?

Bütün anlamlarıyla dünyayı ve hayatı anlama ve idrak etme…

Yazarken kendinize mi daha çok yaklaşıyorsunuz yoksa kendinizden uzaklaşıp bambaşka birine mi dönüşüyorsunuz?

Kendime daha çok yaklaştığımı düşünüyorum.

Hiç yazdığınız bir cümleyi okuyup, “Bunu gerçekten ben mi yazdım,” dediğiniz oldu mu? Kendinizden bir alıntı yapın ya da bir cümlenizin altını çizin desem o hangisi olurdu?     

“Bunu gerçekten ben mi yazdım?” dediğim anlar çok oldu, kimi zaman olumlu anlamıyla, kimi zaman da olumsuz anlamıyla böyle karşılaşmalarım oldu kendimle.

 

Kendimden bir alıntı yapsaydım ya da bir cümlenin altını çizseydim, şu cümle olurdu: “Eve yalnız dönerken kendi kendime söylediğim sözlermiş doğru olan.”