KIRMIZIYI AĞLATAN KİRAZ
beyazlara küstüğüm o kış
kalkmayan sismişim pencerelerde
dinmek diye tuttuğum yas
dağları hiç bilmeyen kuşmuş
dünya kabını doldursundu bekleyiş
boşluğun tırnakları uzardı
kaç yaralı seviş kaç hasta bahar
içimde hiç kesilmemiş bir sarmaşık
beni bu şeylere asılı koyan düğüm
geç kalınca kopan kayanın ahı
dualı bir kardeş yüzüydü ölüm
seçtiğim uç, çözülmekti ansıza
sandım ısırganlar şifa
yeşermedi, kızaran sözlerimi emdim
giden yorgunluklar dillendi
duydum, zaman iyi gelmeyendi
zap suyunu içmiş, güneşe yatmış
yaşlı bir ağacın kabuğundan ufalandık
gerçek, köze bulaşmış dicle’ydi
avuç avuç gölge serdim yatağına
kırmızıyı ağlatan kirazın sesiymiş
kabaran kulaklarına dünyanın ahlar
bahasız kadınların göğsüne bastığı
çiçek yarasıymış, bildim tüm ballar
hiç anlamadım bunca karalananı kim yazdı
kim silsin diyeydi biriken kurum
yanmak olsa silkelenir göğe hareler
rüzgarlıydı, ben onu sönmek saydım
babamla annemin beni ‘gördüğü’ gün
“bu gülümseme kime?” aktı gözlerimden
yanlış iliklenmiştim, çözdüm
çocuklar bağcıya üzümmüş meğer
dilimdeki delik beni sakladı
dipsize sızan tüm suçlar kaçakmış
uzaklar bana bağladı atlarını
konmakmış, ben onu bulmak sandım
eşyaların unutkan olduğu gecelerde
‘anımsamak’ içilen o hayat kimin?
tükenmekmiş herkesle dinlenilen şarkılar
ağlamak kirazlandı, topladım, çürütmedim
27.11.2025
BURSA
