KIRMIZIYI AĞLATAN KİRAZ
Şiir

KIRMIZIYI AĞLATAN KİRAZ

 

beyazlara küstüğüm o kış

kalkmayan sismişim pencerelerde

dinmek diye tuttuğum yas

dağları hiç bilmeyen kuşmuş

 

dünya kabını doldursundu bekleyiş

boşluğun tırnakları uzardı

kaç  yaralı seviş kaç hasta bahar

içimde hiç kesilmemiş bir sarmaşık

 

beni bu şeylere asılı koyan düğüm

geç kalınca kopan kayanın  ahı

dualı bir kardeş yüzüydü ölüm

seçtiğim uç, çözülmekti ansıza

 

sandım ısırganlar şifa

yeşermedi, kızaran sözlerimi emdim

giden yorgunluklar dillendi

duydum, zaman iyi gelmeyendi

 

zap suyunu içmiş, güneşe yatmış

yaşlı bir ağacın kabuğundan ufalandık

gerçek, köze bulaşmış dicle’ydi

avuç avuç gölge serdim yatağına

 

kırmızıyı ağlatan kirazın sesiymiş

kabaran kulaklarına dünyanın ahlar

bahasız kadınların göğsüne bastığı

çiçek yarasıymış, bildim tüm ballar

 

hiç anlamadım bunca karalananı kim yazdı

kim silsin diyeydi biriken kurum

yanmak olsa silkelenir göğe hareler

rüzgarlıydı, ben onu sönmek saydım

 

babamla annemin beni ‘gördüğü’ gün

“bu gülümseme kime?” aktı gözlerimden

yanlış iliklenmiştim, çözdüm

çocuklar bağcıya üzümmüş meğer

 

dilimdeki delik beni sakladı

dipsize sızan tüm suçlar kaçakmış

uzaklar bana bağladı atlarını

konmakmış, ben onu bulmak sandım

 

eşyaların unutkan olduğu gecelerde

‘anımsamak’ içilen o hayat kimin?

tükenmekmiş  herkesle dinlenilen şarkılar

ağlamak kirazlandı, topladım, çürütmedim

 

27.11.2025

BURSA