On Muhteşem Kadın Geleceğe Ayna Tutuyor
Yeni Çıkan Kitaplar

On Muhteşem Kadın Geleceğe Ayna Tutuyor

Ünver Alibey

Star Maidens – sci fi stories by female authors
Küratörlüğünü Chiara De Giorgi ile Ünver Alibey’in üstlendiği seçki Kanada’da Mackenzie yayınları tarafından yayımlandı.

 

Aslında Star Maidens, 1975 yapımı ve ilk kez 1976’da seyircisiyle buluşan İngiliz-Alman ortak yapımı bir bilim-kurgu televizyon dizisinin başlığıydı. (Yıldız Kızları diye çevirebiliriz ama bizde, yani TRT’de Uzayın Melekleri olarak gösterilmişti). İnceleyeceğimiz antoloji o başlığı ödünç almış. Peki, neydi bu Star Maidens dizisinin özelliği?

 

Dizi, kısaca bir “cinsiyet savaşı” teması veya toplumsal rollerin tersine döndüğü bir senaryo sunuyordu. Konusu ise kısaca şöyleydi: Medusa gezegeninde ileri bir uygarlık vardır, ancak erkekler kadınların hizmetindedir. Bir gün bu durum, iki erkek kahramanın sabrını taşırır. Çaldıkları bir uzay gemisiyle dünyaya kaçarlar. Dünya onlar için adeta bir cennettir. Medusalılar kaçakları geri almak için kapımıza dayandığında ise işler karışır.
Dizinin bölümlerinin erkekler tarafından yazıldığı çok açıktır. Kadın özgürlüğünün 1970’lerde ciddi bir mesele haline geldiği bir dönemde, dizinin bu konuları seyirciye sunma çabası oldukça gariban duruyor. Peki, senaryolar eğlenceli miydi? Kitsch bir şekilde, evet. Saldırgan veya küçümseyici miydi? Eğer ciddiye alırsanız, Star Maidens’da cinsiyetçi olarak değerlendirilebilecek pek çok şey bulabilirsiniz. Ama neden ciddiye alalım ki? L.P. Hartley’nin dediği gibi: “Geçmiş yabancı bir ülke; orada işler farklı yürüyor…” Bu dizi de zararsız ama yüzeysel bir eğlencelikten fazlası değildir. Feminist meselelere dokunmaya yeltenerek kaş yaparken göz çıkarmanın da bir örneğidir. Ancak feminizmin bu dönemde televizyon dizilerine sıçramış olması şaşırtıcı sayılmaz. Keşke bir de senaryolar kadın yazarlar tarafından yazılmış olsaydı.

1970’ler, eşitlik ve ayrımcılık konularına odaklanan ikinci dalga feminizmin yükseldiği bir dönemdi. Amerikalı kadınların başlattığı feminist özgürlük hareketi kısa sürede Batı dünyasına yayıldı. Bu yıllar, kadın yazarlar tarafından yazılmış bilimkurgu öykü antolojilerinin ortaya çıkmaya başladığı ilk dönemdi. Örneğin, Pamela Sargent’ın 1974’te yayımladığı Women of Wonder dizisi, kadın bilimkurgu yazarlarına odaklanan çığır açıcı bir antolojiler serisidir. Bir diğer örnek, Susan Janice Anderson ve Vonda N. McIntyre’ın 1976’da yayımladığı Beyond Equality antolojisidir.

 

Bilimkurgu türü genelde kadın yazarları dışlamasıyla bilinse de, bu türün kökenleri Mary Shelley’nin 1818’de yayımladığı Frankenstein adlı romanına dayanır. Ayrıca pek çok kişi, Ursula K. Le Guin’in romanlarının derinliği ve gücü sayesinde bilimkurguya aşık olmuştur. Bugün Margaret Atwood’un Damızlık Kızın Öyküsü ve devamı milyonlarca kopya satarak bilimkurgu ve feminist edebiyatın kesişiminde yer almaktadır. Kadın yazarların bilimkurgu türünde daha fazla görünürlük kazanma zamanı çoktan geldi de geçiyor bile… Bunu düşünen iki küratör de Star Maidens antolojisiyle karşımıza çıkıyor. Seçki yedi farklı ülkeden çağdaş yazarlar tarafından kaleme alınmış on kısa öyküden oluşuyor:
1. “Cut and Paste” (Kes ve Yapıştır) – Chiara De Giorgi (İtalya):
De Giorgi, zaman yolculuğu teknolojisinin geliştiği bir geleceği anlatıyor. Tekelleşmiş bir devlette, iki kişi geçmişe giderek toplumlarını etkileyen bir sosyal adaletsizliği düzeltmeye çalışır.
2. “Shanties of the Sunless Vast” (Güneşsiz Boşluğun Gecekonduları) – Atalanti Evripidou (Yunanistan):
Evripidou, Yunan mitolojisinden karakterleri üç boyutlu varlıklara dönüştürerek bir uzay macerasına taşıyor. Yorgun Herakles, mitolojik bir canavarı ararken, yükümlülükleri ile arzuları arasında çatışma yaşar.
3. “Echoes of a Broken Mind” (Kırık Bir Aklın Yankıları) – Christine Lucas (Yunanistan):Lucas, doğum sırasında beyninde oluşan hasar nedeniyle kızını hatırlamayan Kallie adlı bir çöpçüyü anlatıyor. Basit ve sıkıcı bir hayat süren kahramanımız kısa süre sonra kendini tuhaf bir maceranın içinde bulur. Ve bazı gizli gerçekler açığa çıkmaya başlar.
4. “Age of Rage” (Hınç Devri) – Ayşe Kulin (Türkiye):
Bu öykü, Kulin’in Tutsak Güneş romanının ilk üç bölümünden kısa öyküye uyarlanmış bir versiyonudur. Ramanis Cumhuriyeti’nde geçen hikâye, kadınlara yönelik baskıyı ele alır.
5. “Bulutların Üzerindede” – Funda Özlem Şeran (Türkiye):
Şeran, Büyük Yıkım’dan sonra rasyonellik üzerine inşa edilen bir toplumda şüpheli ölümleri araştıran bir denetçinin hikâyesini anlatıyor.
6. “Surrogate” (Taşıyıcı Anne) – Elana Gomel (Ukrayna):
Gomel, uzaylı istilası klişesini annelik temasıyla harmanlayarak unutulmaz bir hikâye sunuyor. Sürpriz sona dikkat…
7. “Time Rider” (Zaman Sürücüsü) – Zoha Kazemi (İran):
Kazemi, zaman yolculuğu gibi klişeleşmiş bir konuyu ele alıyor ve benzersiz, yürek burkan bir hikayeye dönüştürüyor. Bir şirketin zamanda ileri geri giden iki çalışannıı konu alıyor. Birbirine açık bu karakterlerin kuralları çiğnemesi yıkıcı olaylara neden olur.
8. “One for the Team” (Bir De Takım İçin) – Lara Reims (Belçika):
Poppy ve Katie, nükleer savaş sonrası Mars’a gitmek için seçildiklerinde mutluluktan uçarlar. Ne de olsa artık dünya yaşanmaz haldedir. Ancak işlerin göründüğü gibi olmadığı kısa sürede ortaya çıkar.
9. **”Re-naissance” – Rose D. Patruno (İtalya):
Uzayda hasar gören bir sibernetik birimin öz farkındalık kazanmasını konu alır.
10. “The Way of Nature” (Doğanın Yolu) – Cathy MacKenzie (Kanada):
Bir anne, ölüleri diriltme iddiasında bulunan güçlü bir şirketin teklifini değerlendirmek zorunda kalır.