Tatiller, festivaller biraz geciktirdi buluşmamızı. Ancak çok değerli bir konuğum var bu hafta; Sayın Haydar Şişman. Eğitimini Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde tamamlamış, iyi bir ressam ancak bir o kadar da iyi bir oyuncu, senarist. İlk oyunculuk deneyimini 2015 yılında rol aldığı Kalandar Soğuğu filmi ile yaşamış. Buradaki rolüyle Altın Portakal Uluslararası En İyi Erkek Oyuncu Ödülünü almış. Kendisiyle Karnavaldergi için bir söyleşi gerçekleştirdik. Sayın Şişman, yukarıda da belirttiğim gibi ilk filminiz Kalandar Soğuğu. Ben öncelikle bu filmden söz etmek istiyorum.
Görüldüğü üzere, film Karadeniz’in zor koşullarında çekilmiş. Bilmiyorum, film çekimlerinde güçlük yaşadınız mı? Bu bağlamda bizimle ne paylaşmak isterseniz?
Haydar Şişman: Özellikle çekimlerin uzun sürmesi yorucu ve yıpratıcıydı. “Bitse de kurtulsak!” duygusunu yaşadığım anlar olmuştur. Fiziksel koşulların ağırlığı da bu duygunun gelişmesinde etkili olmuştur. Tabii bu duygular set günlerine aitti. Bugün baktığımda iyi ki bu kadar çileyi çekmişiz diyorum. Hayvanlı kırsal filmleri yapımı ve oyuncuları çok zorlar. Ayrıca hava durumunun sürekli değişmesi bazen çaresiz bırakabiliyor.
Bu filmde oynamaya nasıl karar verdiniz?
Haydar Şişman: Senaryoyu ilk okuduğumda benimsediğimi hatırlıyorum. Oynama isteğim o an kendini gösterdi fakat bunu yönetmenle paylaşmadım, onun teklifini bekledim. Çok sayıda oyuncuyla görüşmeler yapıldı, deneme çekimleri gerçekleşti. Döndü dolaştı film bana geldi. Sanırım insanlar gibi filmlerin de bir kaderi var.
Film -zorlu koşullar da düşünüldüğünde- ne kadar zamanda çekildi? Çok tekrarlanan sahneler oldu mu?
Haydar Şişman: Yaklaşık 42 hafta çekim yaptık. Oldukça uzun bir süre. Bir defada “tamam” , dediğimiz bir sahne yok. Tekrar sayısı bir rekor bile olabilir. Yaz boyunca çektiğimiz sahneleri bir yaz sonra yeniden çektik. Koşulların dışında “emin olamama”, duygusu ağır bastı çoğu zaman. Filmdeki Mehmet’i ele alırsak, onun için hayalperest mi demek gerekir, duygusal mı? Define avcısı mı demeliyiz yoksa? Ya da bu bir iş kolu mudur? Haydar Şişman: Define avcısı dışında hepsi. Maden arayıcılığı bir dönemin iş kolu. Doğu Karadeniz’deki birçok madeni “Mehmet”‘in esin kaynağı Zühtü bulmuştur. Hayalcidir,duygusaldır,özgürlük temel karakteridir. Dağlar Mehmet’i kendini bulduğu yerler.
Eşinin Mehmet’in madende çalışmasını istemesi, düzenli bir iş beklentisi nedeniyle önemli sanırım. O coğrafyada para kazanmak oldukça zor. Çetin doğa şartları, madenin acımasız şartları ve dahası… Hayvanların dövüştürülmesiyle para kazanma sevdası… Bu konuda ne söylemek istersiniz?
Haydar Şişman: Kadınlar daha garantici bakabiliyor hayata. Belki de kadınlık içgüdüsüyle. Maaşlı iş kırsal kesimde çok caziptir. Lakin Mehmet kendi bulduğu bir madende amele olarak çalışabilecek karakterde biri değil. Özgürlük her şeyidir onun. Hayvan dövüşlerine ilgi tamamen bir çıkış bulma arayışı. Tek derdi birilerinin emri altına girmeden borçlarını ödeyebilmek.
