ZİNCİFRE
kayanın damarındayım, şaibeli sayfaların
soldurduğu mihrap suret burgacı
boşunalığın özeti içe çökeni doğrultmaya
çekül kaç kez salındı yaraya
açıl bu rahlede kapan
kızıl yapraklar serptim menzile
ufalanıyor mu fon, yayılıyor mu
alev, Osman Hamdi’nin ney yükü
mantığa takılıp kalan yolcu muydu
nefes iç içe geçen duraklara temas
edememiş seslere üzülen
unutulmaklar koşturuyor
gecenin atlarını
lav, zorluyor ârafı
yerini değiştiriyor mimoza
kendine açlığı öz ararken
bulduğu gizemler tapınağı
ıstırapların karıştığı maden kırılgan
kölesinde hüküm sürüyor söküp
çıkarmak bir avuç sözcük çürüdüğü
basamakta afyonlu bir volkan insana eş
bütün savaşlara eklenen
taş oldum yine kırarak kendimi
köşeli ruh denge buldu
aldatıcı kaleminde dile geldi
meczup tabircisi sessizliğin
yenilmezlik bahşeden kan
suyu dinledi ve döküldü okyanusa
bulunmamak için
kapı kapı dolaştı bu kurban töreni
