MAHALLE BEKÇİSİ

MAHALLE BEKÇİSİ
Şiir

MAHALLE BEKÇİSİ

 

Geceye uyanmış bir ben mi kaldım bilmiyorum

Sanki bedenimden yıldızlara ateş taşıyor damarlarım

Beni susturan her rüyam kırılmış yarım aynada bekliyor

Odamdaki hava çatal dilli bir kışı süslüyor

Ağzımda uyur uyanık sözler kalmış dilim dolaşık

Kendime anlatamıyorum, sönüyorum akşamın üstüne

 

Dışarıda üşüyen dalların çıplaklığını yadırgıyorum nedense

Güz geçmiş kış dayanmış deyip geçemiyorum

Gözümden sakındığım cennet bahçemizi

Kime sorsam artık o gülün solduğunu söylüyor

Kime konsam kanatlarımdan dökülüyor kırık bir melodi

Yarım bırakıyor tenine sıvanan gülkurusunu

 

Mahalle bekçisinin düdüğünden bir cadde çıkıyor

Eskiden geceleri ve caddeleri düdük sesleri süslerdi

Kendine giden yoldan çıkıyor ki öylesine uzuyordu

Perdesi içine kapanık evler, geceyi susturan çığlıklar

Eğilmiş bahçelere bakıyordu sokak lambaları, ağlamaklı

Pencerene asılı kalan bakışlarımı ıslatıyordu sağanak

Ki ben cennet bahçemize ağzında su getirene imrenirdim

Ki ben gölgesini arkada bırakan kuşlara inanırdım

 

Şimdi uyuyor mu uyanık mı bilmiyorum, gitti

Önceleri görürdüm geceyi tekmelemiş uykusunu da

Açık mı diye bakardım gözlerinin içine dünya mavi olurdu

Salondaki saatin bekçi düdüğüne özendiğini de duyardım oysa

Sokaktan koşan çocuklara karıştığını anlardım tik-tak-la-rın-dan

Sabah olmuş derdim demliğin içinden geçeni okurdum

Cızırdayan radyomdaki sese nispet ediyor derdim ayaklarına

Gerçi radyo dinleyen de kalmadı benden başka

Neyi duymayı bekliyorsam neyi bilmeyi onu da bilmiyorum

Hem bilmenin de yolu çoğalmaktan geçiyor demişlerdi

Bildiğim şeyleri unuttuğumun durağına yaklaştığımı

Ömrümü çok zamandır yanlış yere park ettiğimi

Bekçi düdüklerinden anlıyorum kaçmayı bilmediğimi